Faruki | İhvan | Forum

Kim Cenâb-ı Hakk'ın zikrinde sebat ederse, Allah ona geniş bir geçim kolaylığı verip, ummadığı yerden rızıklandırır. Evinde,nefsinde,gönlünde ve kalbinde huzur bulur,mutlu olur.

Giriş yap

Şifremi unuttum

En son konular

» Selahaddin TAŞDEMİR
Perş. Mart 28, 2013 11:45 pm tarafından layezu

» Bayrak Resimleri
Cuma Nis. 02, 2010 2:23 am tarafından Admin

» Arkadaş Resimleri = 2...
Cuma Nis. 02, 2010 2:10 am tarafından Admin

» Arkadaş Resimleri =1.....
Cuma Nis. 02, 2010 2:07 am tarafından Admin

» Msn Nick Oluşturma Modül Kodu
Cuma Nis. 02, 2010 2:04 am tarafından Admin

» Türkçe Mp3 Player Kodu
Cuma Nis. 02, 2010 2:01 am tarafından Admin

» Giriş Ekle Giriş 1 Kodu
Cuma Nis. 02, 2010 1:59 am tarafından Admin

» Belgesel Videoları Kodu
Cuma Nis. 02, 2010 1:56 am tarafından Admin

» FlasH OyuNLar EkLe
Cuma Nis. 02, 2010 1:52 am tarafından Admin

» Flash Sattler
Cuma Nis. 02, 2010 1:46 am tarafından Admin

» Sitene Peygamberler TArihi Ekle
Cuma Nis. 02, 2010 1:28 am tarafından Admin

» sitene dini sorularla cevaplar ekle
Cuma Nis. 02, 2010 1:24 am tarafından Admin

» sitene duyuru panosu ekle html kod
Cuma Nis. 02, 2010 1:19 am tarafından Admin

» sağ üst köşe reklam alanı kodu
Cuma Nis. 02, 2010 1:17 am tarafından Admin

» sitene ilahi arama motoru ekle htm kodu
Cuma Nis. 02, 2010 1:15 am tarafından Admin

» sitene ilahi mp3 çalar html kodu
Cuma Nis. 02, 2010 1:13 am tarafından Admin

» Sitene Veda Hutbesi Ekle
Cuma Nis. 02, 2010 1:07 am tarafından Admin

» Not ortalama
Cuma Nis. 02, 2010 12:41 am tarafından Admin

» Ziyaretçi selamlama
Cuma Nis. 02, 2010 12:38 am tarafından Admin

» Daktilo yazisi
Cuma Nis. 02, 2010 12:37 am tarafından Admin

» Göz kirpan yazi
Cuma Nis. 02, 2010 12:33 am tarafından Admin

» Bugunku ve toplam hit... wap siteleri icin bire bir ( PHP ) script
Cuma Nis. 02, 2010 12:31 am tarafından Admin

» Mesaj yollama......
Cuma Nis. 02, 2010 12:28 am tarafından Admin

» Harf harf reknli yazi yapmak
Cuma Nis. 02, 2010 12:26 am tarafından Admin

» Kutu içerisinde çikan yazilar
Cuma Nis. 02, 2010 12:23 am tarafından Admin

» Downloader......
Cuma Nis. 02, 2010 12:21 am tarafından Admin

» Bu kod ile sayfanızda depremler yarata bilirsiniz :d
Cuma Nis. 02, 2010 12:18 am tarafından Admin

» Ziyaretci defteri......
Cuma Nis. 02, 2010 12:16 am tarafından Admin

» Google arama
Cuma Nis. 02, 2010 12:13 am tarafından Admin

» Tehlikeli bir tiklama
Cuma Nis. 02, 2010 12:09 am tarafından Admin

» Müzk dosyalarininiin bütününü çalin
Cuma Nis. 02, 2010 12:07 am tarafından Admin

» Üye girişi
Cuma Nis. 02, 2010 12:05 am tarafından Admin

» Görüş formu
Cuma Nis. 02, 2010 12:02 am tarafından Admin

» Sitenizdeki aktif kullanicilar ( AsP)
Cuma Nis. 02, 2010 12:01 am tarafından Admin

» En güzel kayan yazı
Perş. Nis. 01, 2010 11:59 pm tarafından Admin

» En iyi konuk defteri
Perş. Nis. 01, 2010 11:56 pm tarafından Admin

» Yükleniyor
Perş. Nis. 01, 2010 11:55 pm tarafından Admin

» Kayan yazı süper birşey
Perş. Nis. 01, 2010 11:53 pm tarafından Admin

» Sayfada yagmur
Perş. Nis. 01, 2010 11:52 pm tarafından Admin

» Sitende çok süper bir saat olsun
Perş. Nis. 01, 2010 11:51 pm tarafından Admin

» Farenin etrafında ismin dönsün
Perş. Nis. 01, 2010 11:49 pm tarafından Admin

» Online ziyaretci saysini
Perş. Nis. 01, 2010 11:48 pm tarafından Admin

» Hazır index
Perş. Nis. 01, 2010 11:42 pm tarafından Admin

» Hazır site sadece kodu ekle ve farkı gör
Perş. Nis. 01, 2010 11:40 pm tarafından Admin

» . Sitende enson teknoloji haberlerini bant panel halinde görüntüle
Perş. Nis. 01, 2010 11:38 pm tarafından Admin

» Sitene kamerali sesli chat ekle super
Perş. Nis. 01, 2010 11:37 pm tarafından Admin

» Günlük gazete ekle
Perş. Nis. 01, 2010 11:36 pm tarafından Admin

» Sitene gazete 1. sayfa ekle
Perş. Nis. 01, 2010 11:34 pm tarafından Admin

» Flash mp3 player
Perş. Nis. 01, 2010 11:32 pm tarafından Admin

» Poyraz internet cafe
Perş. Nis. 01, 2010 11:29 pm tarafından Admin

» Harika bir kod
Perş. Nis. 01, 2010 11:28 pm tarafından Admin

» Üniversite not hesaplama
Perş. Nis. 01, 2010 11:26 pm tarafından Admin

» Radyo Faruki'yi günün hangi saatlerinde dinliyorsunuz?
Perş. Nis. 01, 2010 3:16 am tarafından Admin

» Doğa & Manzara
Ptsi Mart 29, 2010 6:31 pm tarafından Admin

» Doğa & Manzara
Ptsi Mart 29, 2010 6:01 pm tarafından Admin

» Doğa & Manzara
Ptsi Mart 29, 2010 5:56 pm tarafından Admin

» Peygamber Efendimizin Hicreti
Ptsi Mart 29, 2010 5:47 pm tarafından Admin

» Şakk-ı Kamer Mu'cizesi
Ptsi Mart 29, 2010 5:43 pm tarafından Admin

» İlk Müslümanlar
Ptsi Mart 29, 2010 5:39 pm tarafından Admin

» Peygamberlikten Önce Dünya
Ptsi Mart 29, 2010 5:35 pm tarafından Admin

ONLİNE ZİYARETCİ

Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.

Tarıyıcı

Tarıyıcı

Anket

Radyo Faruki'yi günün hangi saatlerinde dinliyorsunuz?
50% 50% [ 1 ]
0% 0% [ 0 ]
0% 0% [ 0 ]
50% 50% [ 1 ]

Toplam Oylar : 2

REHBER

 

 

 

KASET TANITIMI

Aralık 2017

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

Anahtar-kelime


    İlmi-i Farukiyye

    Paylaş
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 260
    Kayıt tarihi : 22/03/10

    İlmi-i Farukiyye

    Mesaj tarafından Admin Bir Salı Mart 23, 2010 8:21 pm

    Kıraat-ı Kuran



    KUR’ÂN OKUMANIN SEVÂBI
    Îmânın şubelerinden biri de Kur’ân kırâatıdır. Namaz içinde kıyamdayken okunursa yüz hasene yazılır. Eğer oturup da okursa elli hasene yazılır. Namazın hâricinde abdestle okunursa yirmi beş hasene sâhibi olunur. Eğer abdestsiz ezberden okunursa on hasene verilir. Fakat efdal olan abdestli ve kıbleye karşı edeble oturup okumaktır. Mushaf’ı yüzünden okumak, ezberden okumaktan efdaldir. Zîrâ Mushaf’a bakmak dahi ibâdettir. Husûsiyle okunan satırların altında parmağı gezdirmek de gerekir. Tâ ki gözü bakmakla sevaptan pay aldığı gibi, parmağı da teberrük bulsun.
    MUSHAF’I ÖPMEK
    Mushaf’ı öpmek şer’îdir. Zîrâ Hacer-i Esved’i diyâneten öpmek câiz olunca, Mushaf’ı da câizdir. Hattâ bazı ulemâ Bâbüsselâm’ın eşiğini öpmek müstehabdır, demişlerdir. Mushaf, hepsinden âlâ iken, daha alt mertebedekileri öpüp, âlâ olanı öpmemek olmaz ki. Aksine, çok güzeldir.
    Hazret-i Ömer (Allah ondan razı olsun) her sabah Mushaf’ı ellerine alıp; “Rabbimin ahdi, Rabbimin fermanı.” derlerdi.
    HATM-İ KUR’ÂN
    Dört zât-ı muhterem, bir rekâtta hatm-i Kur’ân etmişlerdir. İkisi ashâbdandır ki; Hazret-i Osmân ve Temîm-i Dârî’dir. Allah ikisinden de râzı olsun. İkisi ise tâbiîndendir ki; Sa’d b. Cübeyr ve Ebû Hanîfetü’l-İmâm’dır. Allah ikisine de rahmet etsin.
    OKUYUŞTA LAHN VE TEĞANNÎ
    Açıktır ki, Kur’ân’ı teennî ile, vakıf yerlerinde durarak ve muhâlif mânâlar çağrıştıran yerleri belirginleştirerek okumak gerekir. Velâkin “lahn” haramdır. Lafzı ve mânâyı değiştirmedikçe sür’atle okumak da câizdir. Hattâ bazı hâfızlar bir günde üç hatm-i şerîf indirmiş ve dördüncüsünde Mücâdile süresine kadar gelmişlerdir. Hârûn er-Reşîd zamanında dört yaşında bir çocuk hâfız-ı Kur’ân olmuş ve bazı ilimleri de tahsil etmiştir.
    Farz namazlarda Fâtiha Sûresi’nin -ki yedi âyettir- her âyetinde vakf edip teennî ile okumak ahsen ve evlâdır. Zîrâ bâzı esrârı müstelzimdir.
    Namazda huzûr-ı kalp lâzım olduğu gibi kırâat-ı Kur’ân da lâzımdır. Zîrâ ikisi de münâcât makâmındandır. Huzûr odur ki, kişi her ne çeşit işe başlarsa, tamamına dek niyetini sâhiplene ve o işin bütün aşamalarında ne işi tuttuğunu bile. Unutkanlıktan sakına. Nitekim fıkıh kitaplarında yazılıdır ki, namazdan selâm verildiği zaman sağında ve solunda olan insanlara ve meleklere niyet eylemelidir.
    Amma, bu son asırlarda namazın neresine niyet vardır ki, selâmında dahi niyet ola... Zîrâ ulemâ bile gafillerdir. Aslında sâirlere selâm vermek Hak’tan halka bir dönüştür. Fakat şimdiyse halktan halkadır. Zîrâ namaz içinde fâsid düşüncelerini bitirip sonra da selâm verirler.
    Hikâye olunur ki, kıldan ip ve benzeri şeyler dokuyup satan bir kimse, birisine bir çuval satıp parasını alamamıştı. Sonra o kimseyi unuttu ve ne kadar düşündüyse de hatırına gelmedi. Namaza durduğunda düşündü, düşündü ve hatırına geldi. Alelacele selâm verip çırağına seslendi: “Delikanlı, ben namazda düşünerek çuvalı buldum.” dedi. Çırak da; “Usta sen namaza mı durdun, yoksa çuval devşirmeye mi?” deyince, gafletten uyanarak tövbekâr oldu, istiğfâr etti. Aynı zamanda terk ve tecerrüd yolunu tutup bilâhare velîlik mertebesini buldu.
    ÖLÜ İÇİN KUR’ÂN OKUMAK
    Ölü yıkanmazdan evvel üzerine Kur’ân okumak husûsunda ihtilâf edilmiştir. Bâzıları, câizdir demiştir. Bu kavil, hakâyık ehlinin mezhebine uygundur. Zîrâ ölü, mü’min olduğu cihetten, necis olmaz. Bedenin görünür yerlerinde necâset varsa, bu sûrette Kur’ân’a saygı için necis yerde ve yakınlarında kırâat olunmaz. Hamamda pislikler ve çıplak kimseler olduğunda okunmadığı gibi...
    Ancak, okunduğunda ve sonrasında Kur’ân’ın sevâbıyla faydalanan, ruhtur. Yoksa beden değildir. Ruh ise nefs ve tabîat boyasıyla boyanmadıkça aslî özellikleri üzerinedir. Boyandığı sûrette de hükmü; mânevî necasettir, hissî değildir.
    KUR’ÂN’I CEHRÎ OKUMAK EVLÂDIR
    Kur’ân’ı cehrî olarak okumak, gizlice okumaktan evlâdır. Zîrâ kendini ve hâzır olanları îkâza sebep olur. Yalnız cehrî okumağa çok kuvvetli bir mânî varsa o zaman gizlice okunur.
    Bu asırda bâzı inatçılar yüzünden kötü bir bid’at zuhûr etmiştir ki, câmiler ve mescidlerde Âyete’l-Kürsî’yi gizli okurlar. “Aslı nedir?” desen, ellerinde sahîh senetleri yoktur. Üstelik cemaat kırâata güç yetirdiği hâlde Kur’ân’ı başkasından dinlemenin de ayrıca sevâbı vardır. Nitekim fıkıhta şöyle bir kural vardır: “Kur’ân’ı dinlemek onu okumaktan daha sevaplıdır.” Yoksa Kur’ân’ın sevâbından mahrum olurlar.
    Binâenaleyh, Kur’ân’ı açıktan okumak dînin şiârlarındandır. Çünkü halk zâhiren ve bâtınen faydalanırlar.
    Suâl olunsa ki; cemâatten bazıları, Kur’ân okunurken namazla meşgûl olsalar ne lâzım gelir? Cevâbı şudur: Müezzin biraz bekler. Tâ ki halk sünnetleri veya kazâ namazlarını bitirsin. Bununla birlikte, namaz dışında Kur’ân’ı dinlemek farz-ı kifâye veya müstehabdır. Ve bir-iki kişi yüzünden dîni bir şiârı terk etmek olmaz.
    Dîn âlimleri şöyle buyurmuşlardır: Mü’mine lâyık olan, gece ve gündüz iki yüz âyet okumaktır. Peki bunun hükmünü kimse yerine getirmediğine göre, okunan âyetleri de mi dinlemesinler.!? Vay bu asırda halka! Hepsi cehl-i mürekkep cinsindendir. Zîrâ âlim geçinenler bile Kur’ân’ın nûrunu söndürmeğe çalışırlar! İşte bu da kıyâmet alâmetlerindendir. Çünkü Mushaf’ı kaldırmak hükmündedir.
    Mûteber kitaplarda sâbittir: Âhir zamanda Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm inip Dârüsselâm’a gidişinden sonra yerine bir vekîli kalsa gerektir. Ki ona “Muk’ad” (Kendisine uyulan) denir. Onun da vefatından sonra çok geçmez, Mushaf ve kalplerden Kur’ân kaldırılır ve unutulur. Bundan sonra o vaktin halkı hayvan tabîatına girip haram ve pislikten korkmazlar. Hicap ve hayâyı tamamen kaldırırlar. Kıyâmet onların üstüne kopar.
    KUR’ÂN ve ZİKRİN SEVÂBINI BAĞIŞLAMAK
    İşte Kur’ân’sız olan, böyle îmânsız gibidir. Kur’ân’a ilmen, amelen ve kırâaten sıkı yapış ve onunla kalbini, kabrini ve sâir mevtânın kabirlerini nurlandır. Zîrâ Hanefî mezhebinde bütün zikirlerin ve amellerin sevâbını başkasına hibe etmek câizdir. Bu mezhep ehl-i hakâyık mezhebine muvâfıktır. Zîrâ dünyada, helâl bir şeyi başkasına hibe etsen, o kimse ondan nasıl faydalanırsa, bir kerre “Lâ ilâhe illallah” desen dahi sevâbını meyyite hediye eylesen o da bununla faydalanır. Bu hibe makbûl olur.
    Hikâye olunur ki, bir meczup delikanlı bir gün bir mecliste ağlamıştı. “Niye ağlıyorsun?” diye sorulduğunda; “Annemi azapta gördüm.” dedi. O mecliste hâl erbâbından bir kimse bulunuyordu. Bu meczûbun sözünü işitince kalbinden onun vâlidesine yetmiş bin tevhîd sevâbını hibe etti. Ki bu kadar adet tevhîd, azâbın kaldırılmasına sebeptir diye sâbittir. Bundan sonra o delikanlı gülümsemeye başladı ve “Vâlidem azaptan kurtuldu.” dedi. Onunla birlikte, sebebini oradakilerden kimse bilmedi. Zîrâ o ehl-i hâl kişi, onu kalbiyle hibe etmişti ve dile getirmeyip gizlemişti.
    İşte bundan bazı incelikler anlaşılıyor: Evvelâ o meczûbun mükâşefesidir ki, annesini azapta görmüştü. Buna “keşf-i berzahî” derler. Meyyitin berzahtaki hâli şekillenir. İkinci incelik; zikrin fazîleti ve etkisidir. Üçüncüsü; farzlardan ve sünnet-i müekkededen başka amelleri gizlemek evlâdır. Yalnız açıklamağa zarûret varsa açıklanabilir. Dördüncüsü; insan, bir başkasını eziyet içinde görse veya işitse, “ne üstüme gerek” dememelidir. Tersine, kudreti varsa, mümkün oldukça onun kurtulmasına çalışmalıdır. Zîrâ mü’minler birbirlerinin âzâ ve parçaları gibidir. İnsanlara merhamet de mü’minin şânındandır. Beşincisi; zikr için ve hayırlı maslahatlar için meclis kurmak meşrûdur.
    Bu fakîrin babası Mustafa -Allah ona güzellik ve iyiliklerle mukabele etsin- her sabah Yâsîn Sûresi’ni tilâvet eyler ve her Cuma gecesi çocuklarını toplayıp Mülk Sûresi’ni okurdu. Çocuklarına da böyle yapmağı vasiyet ederdi. Allah’a hamd olsun ki bununla amel etmişizdir. Zîrâ Sûre-i Mülk, münciyyedir. Yani kabir azâbından kurtuluşa sebeptir. Nitekim bir hadîste şöyle buyurulur:
    “Bir evde ki Kur’ân okunmazsa ölü gibidir.”
    Zîrâ cümle eşyânın hayâtı zikir iledir. Bir yerde zikir olduğunda, o yer, sâir zikr olunmayan yerlere karşı iftihâr eder. Nerede ki zikr oluna, Kur’ân okuna, namaz kılına veya diğer sâlih ameller işlene; kıyâmette orası, o mü’minin hâlinin güzelliğine şâhitlik eyleye ve onun şefâat-i makbûlesi ola. Zâten mü’mine de şâhitlerini çoğaltmak lazımdır. İster mescid olsun, ister medrese; ister tekke veya diğer hayırlar için yapılmış mektep, dershâne gibi yerler olsun... Bu tür yerler eğer helâl mal ile binâ olunmuş, riya ve süm’a karışmamış ise, içinde oturanlar ve ibâdet edenlerin hâlleri nefsânî amaçlara yönelik değilse, bu yerler âhirette arz olur; cennete ilhâk olunur. Zîrâ Kâbetullah’a tâbidir. Kâbe ise hacılarla cennete dâhil olur. Bunlardan başka, mü’minlerin mâbud edindiği nesneler de o yere lâyık olan sûretle cennete girerler. Bülbül, papağan, tavus kuşu, âhu ve bunların emsâli, hatta etinden yenilen deve, sığır, koyun, tavuk gibi hayvanlar da böyledir. Zîrâ bunlar yenilince istihâle ile mü’minin bir parçası olur. Mü’min ehl-i cennet olunca, parçaları da ondan ayrı olmaz. Aksine ona tâbi olur.
    Hikâye olunur ki; bir sâlih kimse, bir makbereye uğramış, sıdk ve ihlâs ile bir Fâtiha okuyup sevâbını orada olanlara bağışlayıp bir mezar kenarında bir süre uyuklamıştı. Rüyâsında, gördü ki, bir beyaz bulut gelip parça parça oluyor ve her parçası bir kabrin içine giriyor. İşte o beyaz bulut, okuduğu Fâtiha idi ki sevâbı hisse hisse ayrılıp her meyyitin rûhu ondan faydalandı.
    Peki bir Fâtihanın sevâbı böyle olunca, hatm-i şerîfin sevâbı nasıl olur, kıyaslayınız. Yalnız, ana-babaya, üstâda ve sevdiği kimselerin rûhuna ayrı ayrı okumak ve kimseyi onlarla ortak etmemek evlâdır. Tâ ki bütün sevâbı onlar alsınlar. Hükümdarların yemeğe yalnız oturmaları gibi. Bunu iyi anlayınız.
    GÜZEL SESLE KUR’ÂN OKUMAK
    Kur’ân’ı elhân ve teğannî (uyum ve âhenk) ile kırâat meşrûdur. Lakin “lahn-i Arab” ve “nağamât-ı rahîme” ile okunmalıdır. Tâ ki lafızlar ve mânâ, sınırlarını aşmasın. Aşarsa günahkâr olunur.
    Hadîste şöyle buyurulur: “Kur’ân’ı güzel sesle söylemeyip makbûl olan lahn ile kırâat etmeyen, bizim sünnetlerimizle âmil ve âdâbımız ile edeblenmiş değildir.”
    Lahn-i makbûl ve güzel sesle kırâatta baskın bir tesir vardır. Zâten maksad, halkı Hakk’a çekmek olunca, zikredilen şekilde okumak da onun gereklerindendir. Yalnız bir sâlikin vücûdunda fenâ-fillâh mânâsı baskın olmalıdır. Böyle olunca ona çeşitli hâller birdir.
    Şâfiî mezhebinde kırâata mûsikî makamlarıyla yaklaşmazlar ve makâma, nağmeye yönelmezler. Ama gerçek olan şudur ki, lafzı değiştirmedikçe teğannî câizdir. Zîrâ Resûlullah -salât ve selâm üzerine olsun- Arapların kırâat makamlarını dinlemiş ve Ebû Mûsâ el-Eş’arî’yi de dinleyip hoşnut olmuştur. Bayramlarda, toplantılarda ve bâzı vakitlerde dinlemenin dışında lisâniyle de ruhsat vermiştir ve; “Bizim dînimizde dilin akıcı ve âhenkli olması (fesahat) vardır.” demişlerdir.
    Hazret-i Âişe -Allah ondan râzı olsun- akrabasından bir kızı Ensâr’dan bir kimseye vermişti. Cenâb-ı Nebevî, saâdethânelerine gelince, “Kız nice oldu?” diye suâl buyurdu. Hz. Âişe de; “Ehline gönderdik yâ Resûlallah.” diye cevap verdi. Cenâb-ı Nebevî de; “Ensar topluluğu teğannîyi sever, niçin hiç muğanniye göndermediniz?” buyurdular.
    Ne kadar peygamberler geldiyse hepsi de güzel seslidir.
    Latif mânâlar, faydalı lafızlar ve hafif teğannî, dinleyenin Hudâ’ya arzusunu tahrîk eder. Bunun hallinde şüphe yoktur. Yalnız eğer hevâ ve şehveti tahrîk ederse, yasaktır. Şu kadar vardır ki Kur’ân ve kasîdelerin hakîkatiyle dinlenmesi durumunda kalbin hareketi de haktır. Gazel ve bâtıl şiirlerin dinlenmesinde gönlün meyli mâsivâyadır. Bu yönüyle herkes kendi kalbine bakmakla memurdur. Kalbin fetvâsı hangi yönde ise onunla amel etmelidir. İçten gelen arzusu ne tarafa döner ise ona göre hareket etmelidir. Birgivî Risâlesi’nde; “Teğannî ile Kur’ân ve zikr dinlememelidir.” denilmesi mezmûm olan teğannî hakkındadır.
    ___________
    NAZM
    Her kimin ki neş’esi zevk-i semâ’ı tatmadı
    Bezm-i aşk içre ebed bir katre olsun yutmadı.

    Meclis-i gamda n’idersiz bî-mezze adamları
    Vay ona ki yaşına hûn-ı ciğerden katmadı.

    Her nihal-i gülşeni bâd-ı sabâ tahrîk eder
    Kûh-sârın heyzem-i huşkine te’sîr etmedi.

    Bülbül inler, ebr ağlar, sû-be-sû çağlar sular
    Hey yazıklar ona ki Hakkî sözüne yatmadı.
    İsmâîl Hakkî Bursevî (k.s)
    bî-mezze: tatsız-tuzsuz, hûn: kan, kûh-sâr: dağın tepesi, heyzem-i huşk: kuru odun, sû-be-sû: her yana, her yanda.


    *İsmâil Hakkı Bursevi’nin Tuhfe-i Halîliyye adlı eserinin Osmanlıca aslından günümüz Türkçesine aktarılmıştır.

    İsmâil Hakkı Bursevî (k.s.)
    FARUKİNET

      Forum Saati Çarş. Ara. 13, 2017 5:33 am